Muhasebe Yetkilisi Olunca Maaş Artar mı?

Muhasebe Yetkilisi Olunca Maaş Artar mı?

Kamu idarelerinde ve belediyelerde harcama yetkisinin ardından en kritik mali sorumluluğa sahip olan görevlerin başında Muhasebe Yetkililiği gelmektedir. Gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, kamu parası ve emanetlerin muhafazası ile tüm mali işlemlerin kaydı ve raporlanması süreçlerini yürüten muhasebe yetkilileri, üstlendikleri yüksek mali ve hukuki sorumluluklar sebebiyle kamu hiyerarşisinde ve mali yönetim sisteminde kilit bir role sahiptir.

Ancak belediyelerde ve diğer kamu kurumlarında mevcut memuriyet kadrosu (örneğin tekniker, veri hazırlama ve kontrol işletmeni, bilgisayar işletmeni veya memur) devam ederken ek olarak Muhasebe Yetkilisi görevini yürütmek üzere görevlendirilen personelin mali ve özlük hakları uygulamada sıklıkla tartışma konusu olmaktadır. Asil kadrosu teknik veya idari hizmetler sınıfında bulunan bir memur, Muhasebe Yetkilisi olarak görevlendirildiğinde kendisine vekâlet aylığı, ek ödeme farkı veya zam ve tazminat farkı ödenebilir mi? Bir başka deyişle, Muhasebe Yetkilisi olarak görevlendirilmek memurun aylık maaşında veya özlük ödemelerinde bir artış sağlar mı?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü’nün 26/06/2026 tarihli ve E-53773008-622.02-16000513 sayılı resmi görüş yazısı, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri çerçevesinde konuya ilişkin tüm hukuki tereddütleri ortadan kaldırmıştır. Bu makalemizde, muhasebe yetkililiğinin hukuki niteliğini, vekâlet müessesesinin şartlarını ve görevlendirilen personelin mali haklarını adım adım ve tüm detaylarıyla inceliyoruz.

1. Vekâlet Müessesesi ve 657 Sayılı Kanun’un Vekâlet Aylığı Şartları

Kamu personel hukukunda vekâlet; kamusal hizmetlerin sürekliliği ve kesintisizliği ilkesi doğrultusunda, Devlet faaliyetlerinin aksamasının önüne geçilmesi amacıyla geçici veya sürekli olarak boşalan kadrolara usulüne uygun olarak başka bir memurun veya açıktan bir kişinin atanması işlemidir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Vekâlet görevi ve aylık verilmesinin şartları” başlıklı 86. maddesi ile “Vekâlet, ikinci görev aylık ve ücretleri ile diğer ödemeler” başlıklı 175. maddesi vekâleten atamaların ve buna bağlı mali ödemelerin esaslarını düzenlemektedir.

657 sayılı Kanun’un 175. maddesinde şu açık hükme yer verilmiştir:
“Bir göreve vekaleten atanan memurlara vekalet edilen görevin kadro derecesinin birinci kademesinin üçte biri, açıktan atananlara ise üçte ikisi verilir. Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.”

Kanun metninde yer alan “vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur” ifadesi uyarınca, kurum içinden veya dışından vekâleten atanan bir memura vekâlet aylığı, zam ve tazminat farkları ile ek ödeme farklarının ödenebilmesi için temel şart; vekil olarak atanan personelin vekâlet ettiği kadroda asilde aranan tüm genel ve özel şartları taşıması ve en önemlisi ortada 657 sayılı Kanun uyarınca ihdas edilmiş boş bir “kadro” bulunmasıdır.

2. Muhasebe Yetkililiği Bir “Kadro” Midir, Yoksa Bir “Görevlendirme” Midir?

Kamu idarelerinin insan kaynakları ve mali hizmetler birimlerinde sıklıkla karıştırılan ve hatalı değerlendirmelere yol açan temel husus, Muhasebe Yetkililiğinin bir idari kadro veya müdürlük unvanı sanılmasıdır.

5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61. maddesinde muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin tanımı şu şekilde yapılmıştır:

“Muhasebe hizmeti; gelirlerin ve alacakların tahsili, giderlerin hak sahiplerine ödenmesi, para ve parayla ifade edilebilen değerler ile emanetlerin alınması, saklanması, ilgililere verilmesi, gönderilmesi ve diğer tüm mali işlemlerin kayıtlarının yapılması ve raporlanması işlemleridir. Bu işlemleri yürütenler muhasebe yetkilisidir. Memuriyet kadro ve unvanlarının muhasebe yetkilisi niteliğine etkisi yoktur.”

5018 sayılı Kanun’un bu maddesi son derece nettir: Memuriyet kadro ve unvanlarının muhasebe yetkilisi niteliğine hiçbir etkisi bulunmamaktadır. Muhasebe yetkililiği, 657 sayılı Kanun anlamında bağımsız bir “kadro unvanı” değil, 5018 sayılı Kanun kapsamında yürütülen mali bir sorumluluk, görev ve yetkilendirmedir.

3. Muhasebe Yetkilisi Atanma ve Sertifika Şartları

5018 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile Muhasebe Yetkilisi Adaylarının Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Muhasebe Yetkililerinin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik uyarınca, muhasebe yetkilisi görevini yürütmek üzere atanacak veya görevlendirilecek personelde belirli şartlar aranmaktadır:

A) Genel Şartlar (Büyükşehirler, İl Belediyeleri ve Nüfusu 25.000’den Fazla Olan Kurumlar İçin):
– En az 4 yıllık yükseköğretim (lisans) mezunu olmak,
– Kamu idarelerinin muhasebe hizmetlerinde en az 4 yıl çalışmış olmak koşuluyla bu idarelerde muhasebe yetkilisi yardımcısı veya eşiti görevlerde bulunmuş olmak,
– Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından düzenlenen eğitimi başarıyla tamamlayarak Muhasebe Yetkilisi Sertifikası almış olmak,
– Son 3 yıl içerisinde olumsuz sicil almamış olmak,
– Aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almamış olmak.

B) İstisnai Şartlar (Belde Belediyeleri, Nüfusu 25.000’in Altındaki İlçeler ve Birlikler İçin):
– Belde belediyelerinde, nüfusu 25.000’in altındaki ilçe belediyelerinde ve mahalli idare birliklerinde muhasebe yetkilisi görevini yürütmek üzere görevlendirileceklerin en az lise veya dengi okul mezunu olmaları ve kamu idarelerinin muhasebe hizmetlerinde en az 4 yıl çalışmış olmaları yeterli kabul edilmiştir.

Görüleceği üzere kanun koyucu, küçük ölçekli mahalli idarelerde kamu hizmetinin aksamaması amacıyla öğrenim şartını esnetmiş ancak Muhasebe Yetkililiği görevini yine de müstakil bir kadro unvanı haline getirmemiştir.

4. Bakanlık Görüşü: Muhasebe Yetkilisi Olarak Görevlendirilen Memura Fark Ödenir mi?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü’ne intikal eden somut olayda; bir belediye başkanlığında tam zamanlı sözleşmeli personel olarak çalışmakta iken memuriyete Tekniker kadrosunda geçen bir personelin Muhasebe Yetkilisi olarak görevlendirildiği belirtilerek, bu görevlendirme sebebiyle kendisine vekâlet aylığı, ek ödeme farkı, zam ve tazminat farklarının ödenip ödenmeyeceği hususunda görüş talep edilmiştir.

Bakanlık, mülga Devlet Personel Başkanlığı’nın yerleşik görüşlerine, 657 sayılı Kanun’un 86 ve 175. maddelerine ve 5018 sayılı Kanun hükümlerine atıfta bulunarak nihai hukuki mütalaasını vermiştir:

Bakanlık Mütalaasının Esasları:
1. Vekâlet aylığı, ek ödeme farkı ile zam ve tazminat farklarının ödenebilmesi için ortada 657 sayılı Kanun veya ilgili mevzuat uyarınca ihdas edilmiş boş bir kadro bulunması ve bu kadroya mevzuattaki şartlar taşınarak vekâleten atama yapılması şarttır.
2. 5018 sayılı Kanun’un 61. maddesi uyarınca Muhasebe Yetkililiği müstakil ve bağımsız bir memuriyet kadrosu değildir. Personelin mevcut memuriyet kadro ve unvanı (tekniker, memur vb.) ne olursa olsun, muhasebe yetkililiği bir kadroya bağlı olmaksızın görevlendirme ile yürütülen mali bir hizmettir.
3. Herhangi bir kadroya bağlı olmaksızın yürütülen bu görev nedeniyle 657 sayılı Kanun’un 86. ve 175. maddelerinde öngörülen vekâleten atanma ve vekâlet aylığı ödenmesi şartları hukuken gerçekleşmemektedir.

Bu hukuki gerekçeler doğrultusunda Bakanlık; Tekniker kadrosunda bulunup belediyede Muhasebe Yetkilisi olarak görevlendirilen personele, yürüttüğü bu görev ve yetkiler nedeniyle vekâlet aylığı, ek ödeme farkı ile zam ve tazminat farklarının ödenmesinin mevzuat açısından mümkün bulunmadığını mütalaa etmiştir.

Kamu kurumlarında ve belediyelerde görev yapan memurların Muhasebe Yetkilisi olarak görevlendirilmeleri durumunda mali ve özlük haklarında herhangi bir artış gerçekleşip gerçekleşmeyeceği hususu netleşmiştir.

Özetlemek gerekirse:
1. Muhasebe Yetkililiği bir kadro unvanı değil, 5018 sayılı Kanun uyarınca yürütülen mali bir görev, yetki ve sorumluluktur.
2. Memurun asil kadrosu (örneğin Tekniker, VHKİ, Memur) ne ise özlük, maaş, ek ödeme, zam ve tazminat ödemeleri kendi asil kadrosu üzerinden ödenmeye devam eder.
3. Muhasebe Yetkilisi olarak görevlendirilmiş olmak memura vekâlet aylığı, ek ödeme farkı veya zam/tazminat farkı alma hakkı kazandırmaz; dolayısıyla bu görevlendirme sebebiyle memurun aylık maaşında herhangi bir artış meydana gelmez.

Yorum gönder