Devlet Memuru Konkordato Komiseri Olabilir mi?
Devlet Memuru Konkordato Komiseri Olabilir mi?
Borçlarını ödemekte zorlanan veya iflas tehlikesiyle karşı karşıya kalan sermaye şirketleri ile şahısların alacaklılarıyla anlaşarak borçlarını yeniden yapılandırmasını sağlayan hukuki kuruma konkordato adı verilmektedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu uyarınca mahkemelerce yürütülen bu süreçte, borçlu işletmenin faaliyetlerini denetlemek, süreci şeffaf bir şekilde yönetmek ve mahkemeye düzenli ara raporlar sunmak üzere “Konkordato Komiseri” görevlendirilmektedir.
Finans, muhasebe, hukuk ve mali müşavirlik alanında uzmanlaşmış kamu görevlileri arasında, iktisadi veya idari alanlarda unvan sahibi memurların konkordato komiserliği eğitimi alıp sertifika edinerek mahkemelerce konkordato komiseri olarak atanıp atanamayacakları sıklıkla merak konusu olmaktadır. Devlet memurları konkordato komiserliği belgesi alarak bu görevi yürütebilirler mi? Yürütebilirlerse karşılığında ücret alabilirler mi?
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü’nün 21/05/2026 tarihli ve E-53773008-622.02-15732595 sayılı resmi görüş yazısı; Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı mütalaaları ile Kamu Denetçiliği Kurumu’nun (Ombudsmanlık) kararları ışığında konuyu tüm hukuki boyutlarıyla açıklığa kavuşturmuştur. Bu makalemizde, memurların konkordato komiserliği yapıp yapamayacağını mevzuat hükümleri çerçevesinde inceliyoruz.
1. Hukuki Çerçeve: 657 Sayılı Kanun’da İkinci Görev Yasağı ve İstisnalar
Devlet memurlarının asli görevleri dışında başka bir iş üstlenmeleri ve kamu kurumlarından veya özel sektörden ikincil gelir elde etmeleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu tarafından sıkı kurallarla kısıtlanmıştır.
657 sayılı Kanun’un “İkinci görev yasağı” başlıklı 87. maddesinde şu genel hüküm yer almaktadır:
“Memurlara;
a) Bu Kanuna tabi kurumlarda,
b) Sermayesinin tamamı Devlet tarafından verilmek suretiyle kurulan iktisadi kurumlar ile sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait bankalarda,
c) Özel kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle kurulan banka ve kuruluşlarda,
ç) Yukarıdaki bentlerde yazılı idare, kuruluş ve bankalar tarafından sermayelerinin yarısından fazlasına katılmak suretiyle kurulan kuruluşlarla bunların aynı oranda katılmaları ile vücut bulan kurumlarda,
İkinci görev verilemez; bu kurumlardan her ne ad ile olursa olsun para ödenemez ve yarar sağlanamaz.”
İkinci Görev Yasağının Kanuni İstisnaları:
Aynı maddenin devamında kanun koyucu, ikinci görev yasağının istisnalarını tek tek sayma (numerus clausus) yöntemiyle belirlemiştir:
– Hakemlik,
– Tasfiye memurluğu,
– Bilirkişilik görevi,
– Özel kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle kurulan kurul, komisyon, heyet ve jüri çalışmaları,
– Üniversiteler ve araştırma kurumları tarafından idareyle ilgili yapılan inceleme ve araştırmalar.
657 sayılı Kanun’un 87. maddesi ile ikinci görev verilebilecek hallerin düzenlendiği 88. maddesi incelendiğinde, “konkordato komiserliği” görevinin Kanunda istisnalar arasında açıkça sayılmadığı görülmektedir.
2. İcra ve İflas Kanunu ile Yönetmelik Açısından Komiserlik Nitelikleri
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 290. maddesinde konkordato komiserlerinin nitelikleri ve atanma usulleri düzenlenmiştir. Buna göre komiserler, Bilirkişilik Bölge Kurulları tarafından oluşturulan komiser listelerinden mahkemelerce seçilmektedir. Listeye kayıt için Adalet Bakanlığı tarafından izin verilen kurumlardan eğitim alınması zorunludur.
30/01/2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Konkordato Komiserliği ve Alacaklılar Kuruluna Dair Yönetmelik’te de komiserlerin taşıması gereken şartlar düzenlenmiştir. Ancak bir meslek grubunun bu görevi yapabilmesi, fiilen yürütülen ana mesleğin özel mevzuatında engelleyici bir hüküm bulunmamasına bağlıdır. Devlet memurlarının tabi olduğu 657 sayılı Kanun ise genel ikinci görev yasağı içerdiğinden, memurlar için engelleyici mevzuat durumundadır.
3. Konkordato Komiserliği ile Bilirkişilik Arasındaki Hukuki Farklar
Uygulamada bazı kamu görevlileri, konkordato komiserliğinin de tıpkı bilirkişilik gibi mahkemeler tarafından görevlendirme ile yapıldığını, özel eğitim gerektirdiğini belirterek bilirkişilik istisnası kıyas yoluyla komiserliğe de uygulanmalıdır görüşünü savunmaktadır.
Bakanlık Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) bu kıyaslamayı hukuken geçersiz bulmuştur.
Bilirkişilik ile Konkordato Komiserliği Arasındaki Temel Farklar:
1. Görevin Niteliği ve Zaman Kapsamı: Bilirkişilik, uzmanlık gerektiren anlık veya kısa süreli bir konuda mahkemeye teknik görüş bildirmekten ibarettir. Oysa konkordato komiserliği, 2 yıla kadar uzayabilen uzun soluklu bir süreçtir ve borçlu şirketin ticari ve mali faaliyetlerine sürekli nezaret edilmesini gerektirir.
2. Aktif Sorumluluk ve Zaman Harcaması: Konkordato komiseri; borçlunun faaliyetlerine nezaret etmek, alacaklılar kurulunu bilgilendirmek, mahkemeye düzenli ara raporlar sunmak, alacaklılar toplantısına başkanlık etmek ve projeyi yönlendirmekle görevlidir. Bu görevler, memurun haftalık mesai saatleri içerisinde aktif zaman ayırmasını gerektirir.
3. Asli Görevin Aksaması Riski: KDK kararında da vurgulandığı üzere, devlet memurlarının haftalık 40 saatlik çalışma süresine uyma zorunluluğu vardır. Sürekli zaman ayrılması gereken komiserlik görevinin memur tarafından üstlenilmesi halinde, kamu hizmetinin aksaması kaçınılmaz hale gelecektir.
4. Kıyas Yasağı: İdare hukukunda genel ilke olarak, kanunda sayma yoluyla belirlenen sınırlayıcı hükümlerde ve istisnalarda “kıyas yasağı” geçerlidir. Kanunda bilirkişilik istisna tutulmuşken, yazılı olmayan konkordato komiserliğinin kıyasen istisna kabul edilmesi hukuken mümkün değildir.
4. Tüm Kamu Kurumlarının Ortak Görüşü ve KDK Kararı
Konu hakkında Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü, Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Mali Yönetim ve Dönüşüm Genel Müdürlüğü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından verilen tüm resmi görüşlerde oy birliğiyle “Devlet memurlarının konkordato komiserliği yapamayacağı” sonucuna varılmıştır.
Nitekim Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 16/08/2021 tarihli ve 19099 sayılı kararında da şu net tespitler yapılmıştır:
– Konkordato sürecinin iki yıldan fazla sürebildiği, komiserin borçlu şirket üzerinde aktif nezaret görevi bulunduğu,
– Bu görevlerin ifasının kamu hizmetini ve memuriyet mesaisini aksettireceği,
– 657 sayılı Kanun’un 87. maddesinde hakemlik, tasfiye memurluğu ve bilirkişilik istisna tutulmuşken konkordato komiserliğine yer verilmediği,
– Bu nedenle devlet memurlarının konkordato komiserliği yapmalarının ve bu görev karşılığında ücret almalarının mümkün olmadığı kararlaştırılmıştır.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü’nün 21/05/2026 tarihli görüş yazısı doğrultusunda konuyu özetlemek gerekirse:
1. 657 sayılı Kanun’a tabi olarak görev yapan devlet memurlarının konkordato komiserliği eğitimi alıp sertifika edinmeleri kendilerine bu görevi yapma hakkı kazandırmaz.
2. Konkordato komiserliği, 657 sayılı Kanun’un 87. maddesinde belirtilen “ikinci görev yasağı” kapsamına girmektedir ve bilirkişilik gibi istisnalar arasında yer almamaktadır.
3. Memurların mahkemelerce konkordato komiseri olarak atanmaları, görev yapmaları ve bu görev karşılığında herhangi bir ad altında ücret veya huzur hakkı almaları mevzuat açısından mümkün değildir.



Yorum gönder